transcribe

Liderlik Felsefesine Deniz Tuzu Sohbetleri "Cesaretin Rehberliği"

Deniz Başıbüyük · 1h 14m · transcribed May 2026
More from Deniz Başıbüyük Business
𝕏 Share ▶ YouTube 📥 PDF 🤖 .md

Transcript

Speaker 1

0:00 Değerli üyelerimin saygıdeğer konuklar, TÜGİAD olarak düzenlediğimiz liderlik felsefesi üzerine ikili sohbetler serimizin yedinci oturumuna hoş geldiniz. Eee seri boyunca iş dünyasının farklı alanlarından çok değerli onursal üyelerimizi ağırladık. Eee bugünkü oturumda liderlik felsefesine deniz tuz attığı kitabın yazarı Denizbaşı Büyük Moderatörlüğü'nde TÜGİAD on ikinci dönem yönetim kurulu başkanı Sayın Lütfi Küçük ile Türkiye Halk Yönetim Kurulu üyesi ve Uluslararası İlişkiler Komisyon Başkanı Sayın Melike Bocan Atçeken'in katılımı ile gerçekleşecek.

Speaker 1

0:35 Etkinliğimize katılımlarınız için çok teşekkür ediyoruz. Sözü Sayın Koordinatörüm Rupem Bey'e bırakıyorum.

Speaker 2

0:46 İyi akşamlar herkese. Hoş geldiniz. Çok güzel bir Türkiyat aile ortamı oldu şimdi. Çok mutlu oldum. Yüzde yüz Türkiyatlı bir herif var. Normalde açılış konuşmalarını ülken başkanımız yapıyordu. Fakat şimdi ayak seslerini duyduğunuz gibi o Viyana'da yaklaşan G20 için hazırlık yapıyor. Sizlere de çok çok selamlarını gönderdi. Hepinize güzel bir sohbet olmasını diledi. Böylece G27 hazırlanıyoruz yavaş yavaş. Herkes de kendini hazırlasın.

Speaker 2

1:17 Eylül 22, Viyana diyelim. Deniz Tuzu'na da start verelim.

Speaker 3

1:31 Evet, hoş geldiniz değerli konuklar. Gerek bugün canlı olarak bizlere katılan, gerekse bu maslan bir şekilde değiştirilemez trafiğinde katılamayıp sonradan kayıttan izleyecek olan sevgili TÜGİAD asil üyeleri, onursal üyeleri, TÜGİAD dostları ve en önemlisi de her söyleşte söylediğim gibi bu söyleşiyi, bugün atılan tohumları gelecekte bu kayıttan izleyecek olan gençler. Hepinize tekrar hoş geldiniz diyorum.

Speaker 3

2:04 Bildiğiniz gibi liderlik felsefesine deniz tuzu kitabının ekseninde yedincisini bugün gerçekleştireceğimiz her söyleşimizde başka bir konu başlığı seçiyoruz. Bugünkü konumuz cesaretin rehberliği. Bu konuyu aslında şöyle oldu, 6. Söyleşimizden ayrılırken, onursal üyelerimizden Fevzi Durgun yaklaştı dedi ki, cesaretle ilgili bir söyleşi de olsa keşke dedi. Çok da güzel söyledi. Zaten böyle sıraya girmiş birçok konu başlığımız var.

Speaker 3

2:39 Cesaret ve cesaretin sebep olduğu birçok liderlik vasfı da konu başlıklarımızın içindeydi. Ama öyle güzel bir zamanlaması oldu ki, Direkt konuğumuz belliydi çünkü. Konuğumuz Lütfü ve Melike olacağı belliydi. Konu bu kişilerle çok eşleşti. Birazdan aranızda büyük bir kısmınız tanıyor. Ama ileride dediğim gibi gençler var. Kayıttan izleyecek gençler var. Onları tanımayanlara kısaca sevgili konuklarımın özgeçmişlerini...

Speaker 3

3:11 ...özet bir şekilde sizlerle paylaşarak başlayacağım. Ve o zaman da anlayacaksınız neden Cesaret'in rehberliği konusunda... Konuşabilecek şahane iki konuğum olduğunu. Lütfü Küçük, 1967 İstanbul doğumlu, evli ve üç çocuk babasıdır. Lisans eğitimini İngiltere'de Greenwich Üniversitesi'nde yönetim, finans ve pazarlama alanlarında çift Anadol ile tamamlamıştır. Aynı üniversitede MBA'yını tamamlamıştır. Üniversite sonrası İngiltere'de 5 yıl kadar lojistik ve dağıtım alanında çalışmış ve 1988 yılında ticari araçlar yedek parça ithalatı yaptığı kendi şirketini kurmuş ve 1993 yılında şirketini satarak Türkiye'ye dönmüştür.

Speaker 3

3:57 1990 sonrası aile şirketi Eko Ayşe'de çalışma hayatına devam etmiş ve teknoloji yatırımlarıyla gri döküm fren kampana ve disk üretmeye başlamıştır. Eko'yu Avrupa pazarına açarak otomasyon ve kalite yatırımları ile Avrupa'nın ikinci büyük kampana ve disk üreticisi konumuna getirmiş ve 2015 yılında başarıyla satış ve çıkışını gerçekleştirmiştir. 7 yıl, Peugeot Motorcycle of France'ın Türkiye dahil 5 ülkede münhasır distribütörü olmuş, Peugeot Sculpture'ı Türkiye pazarına sıfırdan kazandırmıştır.

Speaker 3

4:33 Bremsen Teknik, ülkeye iş ortaklığının 1980'den bu yana ortağıdır. Ocak 2021'de İstanbul'da LÜK Botanik AŞ'yı kurmuş ve TÜBİT AKMAM Teknoloji Serbest Bölgesi'nde ARGE tesisi kurmuştur. LÜK Botanik, farmasyotik bitki materyalleri üzerine deneysel üretim teknolojileri geliştirmeye odaklanmaktadır. LÜK, Dünya Bankası tarafından dört proje ile ödüllendirilmiştir. Birçok ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşunda görev almıştır.

Speaker 3

5:07 TBCCI, Türk Biretiş Ticaret ve Sanayi Odası, Londra Yönetim Kurulu Üyeliği, TÜGİAD Uluslararası İlişkiler ve çeşitli komisyonlardaki görevlerini takiben 12. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Avrupa Genç İş Adamları Konfederasyonu, YES'de 2. Dönem Başkan Yardımcılığı, Saymanlık ve Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır. EO, Entrepreneurs Organization, Türkiye'de 4 yıl forum üyeliği, yönetim kurulu üyeliği, başkan yardımcılığı ve başkan vekilliği yapmıştır.

Speaker 3

5:38 Ayrıca COBİ'lere danışmanlık vermektedir. ...ve sevgili Melike Bocan Atçeken. Tekstil alanında köklü bir geçmişe sahip bir ailenin üçüncü kuşağıdır. Ev tekstili, uyku giyimi ve ev işi, ev içi giyim faaliyet alanları olan Bocan Kutürü... ...kız kardeşiyle birlikte kurucu ortağıdır. Merkezi Londra'da olan şirket, üretimini Bursa'da gerçekleştirmektedir. Hukuk ve uluslararası ticaret hukuku geçmişine sahiptir. Bojan Kutur'u Londra Harrods, Doha Galeri Lafayette gibi işletmelerde yer alarak küresel ölçekte büyütürken sürdürülebilirlik misyonu ile hareket etmektedir.

Speaker 3

6:18 Kız kardeşi ile kurduğu şirketinde başarısıyla kadınları güçlendiren ve onurlandıran amaç odaklı tasarımla kadın zanaatkarlara ve bilinçli lüks anlayışına öncülük etmektedir. Evli ve bir çocuk annesidir. Evet, gördüğünüz gibi şahane iki konuğumuz var bugün ve... ...sözü fazla uzatmadan, çünkü onların cesaretle ilgili aslında... ...klişelerden uzak bize verecekleri içerikleri ben çok merak ediyorum ve...

Speaker 3

6:53 ...çok hızlı ve keskin bir şekilde cesaret konusuna şöyle bir soru ile başlamak istiyorum. Orantısız güç kullanan bir diktatörle sıradan bir vatandaşın kullandığı cesaret aynı olabilir mi? Sizce bunun farkı nedir?

Speaker 4

7:15 Güzel soru. Başlayayım.

Speaker 3

7:20 Lütfen.

Speaker 4

7:22 Bir tanesi korku kaynaklıdır, diğeri de gerçek cesaret kaynaklıdır diye düşünürüm. Diktatörlük yapmaya yeltenen ve o diktatörlük vasıflarını böyle veya diktatörlüğün tanımladığı böyle davranış şeklini birilerinin üzerine empoze eden bir adam... aslında korkan bir adamdır. Yani korkacak... korkuları vardır, korkuyordur... ve o korkularla şiddete yönelmiştir diye düşünüyorum. Tabii ki... ama... buna karşı çıkan kişi de muhtemelen kaybedecek şeyi çok daha az olan ama...

Speaker 4

7:54 gerçek anlamda cesaret ortaya koyup buna direnen kişidir. Biri korku kaynaklıdır, öbürü de gerçek cesarettir diye düşündüm.

Speaker 3

8:01 Gerçek cesaretle, çakma cesaret arasındaki fark.

Speaker 4

8:06 Yani tabi cesaretin kaynağı önemli.

Speaker 3

8:08 Kaynağı, evet korku kaynaklı. Çok güzel bir nokta. Sen ne düşünüyorsun?

Speaker 5

8:12 Diktatör gücü aslında etrafındakilerden alır. Ama yalın kişi gücü içeriden alır. Ve aslında diktatörün kaybedecek çok şey vardır. Makam, etrafındaki şakşakçılar ve gücün sürdürülebilirliği. Ama yalın insanın cesareti bütüne ve bire hizmet edip faydaya götürür. O yüzden tabii ki yalın olanın cesareti uzun vadede kalıcıdır.

Speaker 5

8:46 Hatta ben bir örnek vermek istiyorum. Ben hep Fatih Sultan Mehmet'le, Vlad III, Kazıklı Boybo'da, Kazıklı Boybo'da insanları korkutarak, kazıklara oturtarak aslında Fatih'i yıldırabileceğini ve duygusal bir psikoloji yaratmak istemiştir. Ama Fatih bunu görmüş ve o oyuna gelmemiştir, duygularıyla hareket etmeyerek. Düzenin, Osmanlı'nın ve sistemin devamlılığı için Vlad'ı zayıflatmaya ve onun rakibini destekleyip aslında bir risk almıştır.

Speaker 5

9:22 Ama aynı zamanda da şu an biz Kazıklı Voyvoday'ı tarih hatırlamaz ama Fatih Süpermen Veli çok akıllı bir lider olarak biz hatırlarız.

Speaker 3

9:30 Harika bir örnek oldu. Yani biliyorum sizden çok güzel şeyler çıkacak, öyle de başladık zaten. Yani korku kaynaklı cesaret, aslında cesaret gibi görünen aşırı davranışlar, kökeninde korku varsa tehlikeli ve gerçek olmayan bir cesaret. Harika bir katkı, çok teşekkürler. Ve Fatih Sultan Mehmet örneği de çok güzel, çok teşekkür ederim size. O zaman şunu görüyoruz ki aslında iyi olan her liderlik vasfının bir de gölgesi var, çukuru var.

Speaker 3

10:03 Yani bize cesaret gibi ya da daha bilinçsiz yaklaşan insanlara cesaret gibi görünüyor olabilir. Ama aslında işin özünde başka bir şey olabilir. Aslında her iyi özelliğinde bir gölge tarafı, bir çukuru var. Neler olabilir? Mesela takım çalışması çok güzel bir şeydir ama takım çalışmasının dengesi kaçırılırsa kontrolü kaybedebilir bir lider, tamamen kontrolü kaybedebilir. Ya da nezaket çok iyi bir özelliktir ama nezaketin de aşırısında özgüven eksikliği yaratabilir ya da başka sonuçlar doğurabilir.

Speaker 3

10:39 Cesaretin de aynı şekilde, cesaretsizliğin mesela ben bu söyleşiyi duyururken bir cümle yazmıştım, ona çok fazla yorum geldi. Cesaretle esaret arasında ince eğik bir çizgi vardır demiştim. Ve bunu herkes çok sevmiş. Evet, çünkü cesaretsizliğin Ve çukuru esarettir. Yani gereken yerde cesaret gösteremeyen insan esir olmaya mahkumdur. O özgürlüğünü koruyamaz, kazanamaz vs. Ama cesaret demişken ve bunun çukuru demişken ben de bir örnek vermek istiyorum.

Speaker 3

11:13 Ve sizin bu örnekle ilgili, bu kişiyle ilgili görüşlerinizi merak ediyorum. kitabımızın da 33. sayfasında Büyük İskender Paradoxu diye bir makale var benim yazdığım ve bu makalede paradoks dememin sebebi hakikaten tarihte cesaret denince çok anılan bir lider Büyük İskender yani hem bizim kültürümüzde hem global olarak Great Alexander yani Herkes bugün batıda bir küçük bir çocuğa sorduğunuzda bile hani bir aa öyle bir isim var evet falan derdi içeriğini bilmese bile.

Speaker 3

11:50 Yani cesaretle de çok eşleştiriliyor. Halbuki dünyada onu akademik olarak inceleyen insanlar Çok keskin bir şekilde ikiye ayrılmış durumdalar. Kimi diyor ki, müthiş bir kahraman, dünyanın en cesur liderlerinden biri. Hatta tanrılaştıranlar bile var. Ama diğer taraftan da gerçekten bir paranoyak, egosunun esiri olmuş, yalnız bir paranoyak gibi çok ileriye gidecek argümanlar var. Aslında iki savında tutar noktaları var.

Speaker 3

12:26 Yani Büyük İskender'in Doğu'yla Batı'yı birleştirmek kadar büyük bir hedef. Bu çok büyük bir cesaret. Böyle bir hedefi koyabilmek bile çok büyük bir cesaret. Bu hedefi koyduğunda babası Kral Filip'in bütün etrafındaki düşünürleri bir hamlede karşısına alıp hepsinin arkasına dönmesi Çok büyük, çok cesur bir davranış. Ama işte oradaki dengeyi sağlayabilmiş mi Büyük İskender? 32 yaşında vefat etmiş. Bu ideallerini, hedefine ulaşamamış.

Speaker 3

12:57 Birçok kişiyi karşısına almış. Belki bir paranoyak değil ama cesaretin de aşırısının doğurduğu başka şeyler var. Siz cesaretin çukuru konusunda ne düşünüyorsunuz?

Speaker 4

13:12 Büyük İskender gibi bir karakterin hedeflerine ulaşma ihtimali bana sorarsanız yok. Çünkü o hedefe yaklaştığı zaman bambaşka bir hedef doğacaktır. O mevcut olan ve başlangıçta belirlediği hedefin çok daha ötesinde bir ikinci bir hedef mutlaka, üçüncü, beşinci, onuncu belirlenecektir. Çünkü bu insanlar eğer erişilebilir bir hedefi bir kere... kolay erişilebilir bir hedefi cesur bir insan tanımlamaz. Cesareti olan bir insan zaten erişilmesi zor bir hedefi...

Speaker 4

13:45 tanımlayacaktır. Bu tür tanımlamalar, neticede bir şeyleri tanımlamak zorundasınız ki... o hedefe doğru... sistematik veya kurgulu veya... belli bir yol yöntemi içeren... bir gayret içerisinde olabilin. Cesaretin çukuru ne derseniz... hani... Cesaretin... kas gücünden ve agresiflikten veya şuursuzluktan geldiğini bir kenara koyarak... söylüyorum. Bunların... bence gerçek anlamda...

Speaker 4

14:15 bizim... hani nitelikli cesaret diye... tanımlayayım, aklıma öyle geldi. Onunla bir alakası yok. Nitelikli cesaret, cesur olan insanlar bir kere çok hazırlıklıdır, donanımlıdır, kendilerini eğitirler. Şartları oluştururlar. Ve bu oluşturdukları pozitifliklerden beslenirler. Yani kendi cesaretleri, cesurlukları buralardan gelir diye düşünüyorum. Eğer bir insan hazırlıksızsa, kendini yetiştirmemişse... ve etrafından takdir ve destek görmüyorsa... cesur olması çok zordur.

Speaker 4

14:46 Veya o... cesurluk sanrısıyla bir yere ulaşması çok zordur. Cesaretin, Çukur'da bunun tam tersidir. Yani... hazırlıksız olmaktır, eğitimsiz olmaktır, kendini yetiştirmemektir. Gerekli insani ilişkileri, sosyal ilişkileri kurmamaktır diye düşünürüm.

Speaker 3

15:04 Çok haklısın. Bir şey daha soracağım Melike'nin fikrini aldıktan sonra.

Speaker 5

15:09 Şimdi burada aslında ikiye ayırmak lazım. Bir kere akli cesaretle hani... Deli cesareti bence. Yani biri akıllı bir şekilde cesurdur, diğeri de deli cesurdur. Çünkü öbürü şovenisttir. Deli cesur olanlar. Etrafına cesaretini göstermek ister. Ama aklını kullanan kişi, karar alırken bütünün faydasını görüyorsa, kendi liderliğini kaybetse dahi o cesareti gösterebilendir.

Speaker 5

15:41 Gene ben Fatih'ten örnek vereceğim. Fatih Sultan Mehmet donanmayı Haliç'ten indirme kararı verdiğinde çok büyük bir risk aldı. Ve aslında başaramasaydı herkes onunla bir şekilde gücüyle tartışma konusu olacaktı ve sorgulanacaktı padişahlığı da. Ama bu riski göze aldı. Çünkü o kendi kişisel liderliğini ve egosunu değil, bütüne baktı ve ben burada faydayı nasıl sağlarım ve İstanbul'u nasıl fethedebilirimi düşündü.

Speaker 5

16:12 Aslında Fatih'in cesareti akli bir cesaretti. Ama demin yine örnek verdiğim Vlad'ın cesareti ise deli cesaretiydi. Kendini göstermek istemişti ve şövalyist bir cesaretti. O yüzden o çukura düştü ama Fatih akli cesaretini kullandığı için hem bir sistemi değiştirdi hem devleti imparatorluğa çevirdi hem de Aslında çok büyük bir risk aldı.

Speaker 3

16:38 Harika. Aslında aklın yolunda ilerlemek diyorsunuz, siz ikiniz de. Bir şey bana hatırlattı, senin deli cesareti demen. Yeğenimle ders çalışıyorum ben ve geçen pazar bir Türkçe kitabı üzerinde çalışıyorduk. Orada Don Quixote'dan bahsediyordu. Yani bir çocuğun yaptığı bir davranışa diyorlar ki, Don Quixote'luk yapma, cesur bir çıkış yapıyor. Yani Don Kişot da cesaretle eşleştiriliyor.

Speaker 3

17:08 Halbuki şuursuz bir adam. Yani bir deli cesaret. Yel değirmenlerini düşmanlar olarak düşünen birisi. Ve onlarla savaşıyor. Şimdi gidip bir yel değirmeniyle savaşan bir adamı Ama hakikaten bunun içeriğini bilmeyen herkes, donkişotluk yapma dendiğinde... ...cesur bir çıkışa da donkişotluk yapma vs. denebiliyor. Yani... ...o kadar... ...farkındalıklarımız az ki, o cesaretin... ...denge noktası, nirengi noktası...

Speaker 3

17:39 ...ve o nüans farklarında ne kadar... ...kötü sonuçlara... ...sebep olabileceği. O yüzden... ...Deli Cesareti çok güzel bir şeyi bana hatırlattın. Teşekkür ederim. Lütfü ben senin... ...kişisel yolculuğunda bir şeyi merak ediyorum. Çünkü sen aslında bu anlattığın... ...akılcı bir şekilde çalışarak, kendi geliştirerek... ...bir şeyler yapmanın çok güzel bir örneğisin.

Speaker 4

18:01 Teşekkür ederim.

Speaker 3

18:02 Ve gerçekten sen onu ben böyle bir cesur bir şey yaptım diye anlatmazsın burada. O yüzden ben anlatmak istiyorum. Birazcık özgeçmişini sizinle paylaşırken lütfunu anlamışsınızdır. Yani otomotiv sektöründe çok uzun yıllar, çok derinleşen otomotiv ve yansanayinde... ...çok derinleşen tecrübeler kazandıktan sonra... ...ve Melike'nin ilk cevabında bahsettiği, kaybedecek çok şey varken... Çünkü orada bir network var, kazanç var. Bildiği...

Speaker 3

18:33 ...ticari ağlar var. Evet, alışkanlıklar var.

Speaker 4

18:38 Komfor bölgesi var.

Speaker 3

18:40 Komfor bölgesi var ve sen evet çok iyi bir girişimcisin biliyoruz. Türkiye'de de global olarak da bunu kendini ifade etmiş birçok girişimci ortamlarında bir insansın ve DNA'nda bu var. Ama insanlar ne kadar girişimci olurlarsa olsunlar, girişimciliği genç yaşta yapılan bir şey gibi düşünüyorlar. Sen o kadar başarıdan sonra... bambaşka, yepyeni bir sektörde... ve üstün körü olarak değil... sadece para koyarak değil... bütün emeğini koyarak...

Speaker 3

19:12 bütün... müthiş bir emek ve... fiziksel, manevi bilgi... her anlamda yatırım koyarak... bir sektörde... en iyi şekilde yapmaya çalıştığın ve o sektörde... çok... kötülerinde olduğu, merdiven altı şirketlerinde olduğu bir ortamda... sen Arges'in üzerine çok eğilerek... ve global standartlarda belli belgeleri alarak vesaire Luke Botaney'i başlattın. Sen o cesareti...

Speaker 3

19:42 nereden buldun? Nereden aldın o iç yakıtını?

Speaker 4

19:45 Güzel soru. Nereden geliyor dersen... Bir kere... girişimcilik... Bence, ben 58 yaşındayım, bence girişimcilik bu yaşlarda, 50'den sonra yapılması gereken bir şey olduğuna gönülden inanıyorum. Çünkü bu işin deneme yanılma faslı biraz uzun sürüyor. O deneme yanılma faslını eğer aşarak, tamam ben bu dayağı yedim, bana afiyet olsun, bir sonraki dayağı nerede, nasıl, yeri mi...

Speaker 4

20:18 hâlâ arıyorsan, sen bence girişimci, gerçek anlamda girişimci olmaya... adaysın derim. Yani... temelde şu var bence. Şimdi... tabii... hiç kimsenin hayatı kolay değil. Ben öyle... ben... fakir bir ailenin çocuğu da değilim, zengin bir ailenin çocuğu da değilim. Ama çok eksiklerle büyümüş bir insandı değilim. En azından ne bileyim, burslarla, aile desteğiyle İngiltere'de okuyacak kadar... şansım yaver gitti. Fakat...

Speaker 4

20:49 bende bir korku var. Şimdilik onu paylaşmayayım. Ben o korkudan dolayı... çok erken zamanlarda çalışmaya başladım. Ve... fanatik bir şekilde kendini yetiştirme... Saplantı demeyeyim ama... ...biraz daha ilerlersen bu noktada kendini yetiştirme saplantısı olan bir insan olacağımı zannediyorum. Saplantı düzeninde olmasa da hep böyle... ...çağın gerisinde...

Speaker 4

21:19 ...kalmayla ilgili bir sıkıntım var benim. Ben kendimi... ...böyle aczi içerisinde olma veya çağın gerisinde olmayı... ...yediremiyorum. Yani bundan geri kalmamam gerektiğini düşünüyorum. Bu his ben de... İngiltere'ye ben işte 18. yaş günümü İngiltere'de kutlamıştım. Yedi yıl kaldım. Orada da gittim, baktım. Kendimi acayip geriyi hissettim. Dedim ki bu olacak şey değil. Bir, çok gurur meselesi oldu benim için.

Speaker 4

21:50 Asla dedim bu geriliği kendime iyidir ama. Üniversiteye başvuruda bulunduk. Başvuruda bana demişlerdi ki işte sosyal... hani şeyler nedir? Ben her zaman iyi bir sporcu oldum belli bir yaşa kadar. Yaptığım sporları söyledim, tamam dediler. Tamam, sporcusun, iyi de... onun dışında... sanatla alakan nedir? Dans eder misin? Şarkı söyler misin? Doğu Karadeniz çocuğu ne yapar? Çalışır. Yani... çocuk yaştan beri çalışır. Orada ben anladım. Ondan sonra kendimi böyle başka başka şeylerle...

Speaker 4

22:22 yetiştirmeye ve... çok yönlü olmaya... ortama adapte olacak düzeyde... donatmaya çalıştım. Bu... benim hayatımda hiç kesintisiz bir süreç oldu. Yani... ...birçok şey hayatımda ciddi kesintilere uğramıştır. Bir tek... ...bu konu hemen hemen hiçbir kesintiye uğramadı. Sürekli kendimi geliştirmeye çalıştım ve... ...bir yerden sonra şunu fark ettim. Belli donanımları... ...kazanırsanız...

Speaker 4

22:53 ...hayatla ve insanla olan ilişkileriniz bambaşka oluyor. Bu bir. hayatla daha az kavga ederek, kavga etmemek mümkün değil, sosyal çevrenizde insanlarla, hayatla, kendinizle daha az kavga ederek daha iyi bir yere gelebiliyorsunuz. Bunun temelinde de yani bunun yarattığı bir cesaret var. Aslında konumuz bu ya. Hakikaten çok... Şimdi bende bazı farkındalıklar böyle aklıma geldi. Hakikaten kendinizi yetiştirip o eksikleri...

Speaker 4

23:25 kapattığınızı hissettiğiniz zaman, tamamını kapatmak mümkün değil. Yani... çoğunluğunu bile kapatmak mümkün değil bence de... o eksikleri kapattığınızı... düşünüyorsanız, daha iyi bir... noktaya kendi ölçeğinizle geldiğinizi düşünüyorsanız... bu bana müthiş bir cesaret veriyor. Yeni kurduğumuz işle ilgili de... ben de ısı biliyordum, basınç biliyordum, akışkanlar biliyordum. daha önce çalıştığım üretim tesislerinden, o üretimlerde...

Speaker 4

23:58 bunları... başka bir alanda... daha inovatif ve riskli bir... uygulamada kullanabilir miyiz acaba? Bunu başka bir teknolojiye aktarabilir miyiz diye düşündük. Bu bilgiler... başka alanlarda da bunlar konvansiyonel bilgiler. Derken... tamamen hayatımda... ismini bile telaffuz edemediğim... ismini 2020 yılında öğrendiğim... çeşitli kimyasallar ve teknolojilerle tanıştım...

Speaker 4

24:28 ...pandemi döneminde. O dönemde... kitap okumaya, işte yurt dışındaki insanlarla, akademisyenlerle konuşmaya başladık. Geldim, ben bu işi dedim, yaparım. En azından denerim dedim. Bu geçmiş dönem bilgileriyle, oradan aldığım cesaretle bir de çok önemli... Nedense insanlar bana pek hayır demez. Gittim, yardım istedim. Mesela Ömer Kaymakçıalan diye bu ismi ben... hatırlayabilirseniz hatırlayın lütfen.

Speaker 4

25:01 Tübitakmam, Türkiye'nin bugünkü... beyin altyapısı, böyle sinir sistemini... kuran adam. Direkt Süleyman Demir'in talimatıyla... Tübitakmam'ı kurmuş. Dokuz yılda yönetim kurulu başkanlığını yapmış. Ben bir literatürde, yabancı literatürde, kendisinin haberi bile yokken... bir literatürde... işte... o nokta kaymak çalan bir isim gönderdim. Türkçe. Aradım, buldum. Sabancı Üniversitesi'nin dekanı arkadaşım, ona sordum.

Speaker 4

25:33 Benzer... şey oldukları için. Ben tanıyorum dedi. Beni yönlendirdi. Adam 70 yaşında. Gitti buldum. Ben dedim böyle bir şeyi denemek istiyorum. Siz dedim, bir makale geçiyorsunuz. Bana dedim, yardım eder misiniz? Beyefendi dedi, ben 70 yaşındayım dedi. Ben torunumla düdük... Kelime bu, düdük oynuyorduk dedi. Vallahi Yusuf Menceloğlu... rica ettiği için ben sizinle kahve içiyorum dedi. Ne çalışıyorsunuz? Ben 70 yaşındayım. Projemi anlattım. Ben bir eşime sorabilir miyim dedi.

Speaker 4

26:04 Dedim ki ne demek, hayırlı olsun. Siz dedim hanımefendiye selamlar. 5 yıl oldu, adam 75 yaşında. Bizim hala beynimiz Ömer Bey. Şimdi... Ömer Bey'e... Ben Ömer Bey'le anlaştım, el sıkıştım. Dediler ki, sözleşme var mı? Dedim, gerek yok. 70 yaşındaki bir adam... ...toka etti, bitmiştir benim için mevzu dedim. Asla da geri dönmez dedim. Ve adam beş yıldır... hala... işe geliyor. Şimdi haftada iki, üç gün geliyor.

Speaker 4

26:36 Ama haftanın altı günü çalışıyor. Müthiş bir beyin. Bakın TÜBİTAK, TÜBİTAK bugün Türkiye için ne anlamı var? Bakın savunma sanayinin omurgası TÜBİTAK'tır. Türkiye'deki bütün inovasyon, bunun kurucusu olan adamdan bahsediyoruz. Bu adam, Ömer Bey dedim, niye bana bulaştınız dedim. Bir de beraber seyahat de ediyoruz. Yolda da çok zaman şey olur. Dedim ya... Lütfü Bey dedi, siz dedi... cesaret ettiniz, bana geldiniz falan dedi. Hakikaten de o zaman da saçma bir fikirdi ama gelecek vaat ediyordu.

Speaker 4

27:08 Ben gördüm dedi. Ben de bu cesaretinizi şey yaptım, bir de... altınla doldurdum. Ama sonradan... hakikaten tam bu konunun başlığı. Ben... bir buçuk yıl okudum. Binin üzerinde makale vardı, hepsini okumadım tabii ama... hepsinin özetini okudum. O zaman... bu AI falan daha icat olmamıştı. Ama gerçekten... bilgiden, samimiyetten, dürüst olmaktan ve...

Speaker 4

27:41 samimi olarak bir şeyleri başarmak üzere yola çıkmış olmak... müthiş bir cesaret kaynağı. Ve bunlar... size... Sizi destekleyecek taraftarlar da topluyor. Hani... ben asarım, kesseydim taraftarı bulmuyor.

Speaker 3

27:56 Bir de birbirlerine danışmak galiba. O kadar önemli ki. Yani gençlere onun altını çizmek.

Speaker 5

28:01 Kesinlikle.

Speaker 4

28:01 Kesinlikle. Ömer Bey olmasaydı biz... şu anda hiç... Luke Botanic... Bakın Luke Botanic'le ilgili... henüz... arzu ettiğimiz ticari başarıdan uzağız. Çok büyük para harcadık ama... Dünya Bankası geldi... bize... biz... teorik bir teknolojiyi... laboratuvar ölçeğinde uygulamaları olan, fakat teorik olan bir teknolojiyi... var olan bir teknolojiyi aldık. Endüstriyel ölçeğe taşıdık. Ve ilk makinemiz başarılı oldu.

Speaker 4

28:33 Bu da enteresan. Ömer Bey sayesinde. Bu makinenin... Geleceğin teknolojisi çok net yani. Ekmek su, işte süperkritik aklınızda belki kalır. Budur yani, bitmiştir. Mevzu bitmiştir yani. Bu iklim yasası vesaire. Burada... bu cesaret bilgiden... sosyal çevreden, geçmiş dönemde kendime yaptığım yatırımdan geldi. O yüzden... hani bir şeyi...

Speaker 4

29:03 cesareti takdir etmek zor.

Speaker 3

29:06 Kesinlikle.

Speaker 4

29:07 Cesareti takdir etmek zor. Bir de... takdir görmeden... ilerlemek de psikolojik olarak çok zor. Benim en dayanıklı olduğum noktalardan bir tanesidir. Yani... Ben, aferin beklemeyeli... epey bir zaman oldu. Böyle on, yedi, yirmi yıldan bahsetmiyorum. Ödül olmadan, aferin beklemeden yürüyebilen bir adamım ben. Belki de... enteresanlık oradan geliyor.

Speaker 3

29:33 O da çok ilginç bir şey, katmanın, cesaretin.

Speaker 4

29:36 Çünkü... etrafımda mesela bizim yaş grubundaki arkadaşlar, şimdi tabii hep dünya atlılar. Şimdi kimler de... teklemeye başladı, sağlık açısından falan söylemiyorum. Psikolojik olarak ve hayata bakış olarak. Bakıyorum, mesela ben o klasik noktalarda ben teklemiyorum. Bunu tabii... merak da ediyorum. Niye ben bu noktalarda hani... teklemiyorum... psikolojik olarak vesaire. Hep orada şeye geliyorum. Mesela ben... teknolojiden korkmuyorum, bilişimden korkmuyorum, değişen ortamlardan korkmuyorum.

Speaker 4

30:07 Aksine çok da seviyorum, besleniyorum falan. Demek ki burada kendi kendime diyorum ki iyi ki kendimi yetiştirmişim. Yetiştirmekten kasıtlı bu sosyal çevre, sivil toplum, iş hayatı, aile... Aile zaten, eş seçimi... Hani o konuyu arkadaşlar hiç değinmiyorum ama... Yanlış eş seçtinizse gerisini konuşmayalım.

Speaker 3

30:33 Ne kadar cesaret olursa olsun.

Speaker 4

30:37 Yanlış eş seçimi varsa... Burada tabii çok geç söyledim. Şey yapıyorum. Eşinizi yanlış seçtiyseniz yani bu muhabbetlere hiç girmenin alemi yok. Gidelim.

Speaker 3

30:51 Orada bitiyor zaten her şey.

Speaker 5

30:53 Tamam mı?

Speaker 4

30:54 Neyse ben biraz uzattım kusura bakma.

Speaker 3

30:56 Çok şahane bir içerik verdin.

Speaker 4

30:58 Gerçekten insanın kendiyle barışık olup kendine yatırım yapması şey yapıyor. Ve çok gurur duyarak söylüyorum. Bakın ticari başarı henüz yakalamadık. Furkan mesela teslimize birkaç defa geldi. Teşekkür ederim. Ayağına sağlık. Ticari bataryayı yakalamadık. Hala akıl dışı bir para... gömmüş vaziyetteyiz. Hani telaffuz bile etmek istemem. Öyle deli para gömdük. Ama Dünya Bankası bize üç defa audite geldi, habersiz.

Speaker 4

31:28 Bir ne istiyorsunuz? Dediler ki... şöyle şöyle şöyle bir uluslararası konferansta... konuşmuştum. Meğerse Dünya Bankası oradaymış, temsilcileri. Oradan bizi bulmuşlar. Üç defa odite geldiler, dediler ki bu iddianızı hala sürdürüyor musunuz? Dedim öyle mat olup çıkma yok, biz varız. Şu iddia ettiğin şeyi yapabilir misin? Dedik biz her gün yapıyoruz. Dediler ki biz size bir şey söyleyelim, bir vaka analizi gibi.

Speaker 4

31:58 Bu vakayı gerçekleştirin. Biz bununla uğraşmayız, bu basit. Bize daha komplike bir şeyle gelin. Yok dediler bunu yapın, size hibe vereceğiz dediler. Ben de samimi söylüyorum. Dedim, şu konuda bir tane daha yapar mısınız? Dedim. Yaptılar. Bütün prosesleri belgeledik. Gönderdik, bize para verdiler. Dedim, bu iyiymiş. Ben sevdim. Üç, dört, beş derken dört projeye çıktık. Yüzde sekseni hibe olan...

Speaker 4

32:30 projeler yapıyoruz. Yüzde sekseni hibe demek... yüz lira harcıyorsunuz, seksen lirasını size... geri veriyorlar. 20 lirası sizin cebinizden çıkıyor. Bu da var. Cebimizden hiç çıkmayan projeler... kıvamına da... 2026 yılı itibariyle gelmiş oluyoruz, geleceğiz... yakında. Hibe miktarları 5 milyon euroya kadar çıkabiliyor.

Speaker 3

32:52 O sektörde çok büyük bir başarı. Çünkü çok denetlemeleriniz var. Değil mi?

Speaker 4

32:57 Şöyle söyleyeyim. Averajımız ayda üç. Bunların... genelde ikisi yurt dışı... kaynaklı denetim oluyor. Yani bu teknoloji falan bu... Neyse bu... tabii... donanım, bu sosyal çevre, bu yani tabii etrafın desteği falan... cesaret verdi. O cesaretle biz... başka bir versiyona çevirerek bugünlere geldik. İnşallah işte ticari başarıyı da... yakın zamanda yakalayacağımızı umuyoruz.

Speaker 3

33:27 Yani içinde bir büyük İskender var ama aynı zamanda etrafa bir bilene de soran versiyonu.

Speaker 4

33:31 Kesinlikle, kesinlikle. Ben ekip çalıştım hiç.

Speaker 3

33:35 Şahane, çok teşekkür ederiz.

Speaker 4

33:37 Ortak akılın üstüne bir şey olamaz yani bence.

Speaker 3

33:40 Çok teşekkür ederiz. Harika bir cevap. Yolculuğun da zaten harika. Devamını da heyecanla bekliyoruz. Para kazanalım inşallah. Şimdi aslında böyle cesaret çok gösterişli, şaşalı şeylerden oluşmuyor dedik ya. Bir tane his var, bir duygu var, bir varoluş şekli. Kanıksamamak. Yanlış bir şey varsa bunu kanıksamamak aslında bir cesaret. Ve buradan aslında ben Melike'ye bir soru sormak istiyorum ama önce kitabımızın 145.

Speaker 3

34:11 sayfasından kısa bir şey okuyacağım. Kanıksama diye bir makalemiz var ve orada şöyle bir kısım var. Bireysel olarak kendi yaşamımızın yönetiminde de bizi en çok yavaşlatan ve üzen hayatın mutsuzluk verici yanlarını rafa koyduğumuzu bile bile bir süre sonra unutarak kanıksadığımız sorunlarımız değil midir? Karşılaştığımız her sorunun çözümü kendi elimizde olmayabilir. Diğer yandan erken pes etmiş de olabiliriz. İçimizdeki liderleri, lider ruhluları düşünün, bir sorun varsa o onların karnını ağrıtır.

Speaker 3

34:47 Vazgeçmeyen bir mücadele içine girerler, kanıksamazlar, sorunun karşısına her seferinde yeni bir formülle çıkmaya çalışırlar. Bu uğraştıklarının kendi sorunu olması da gerekmez. Etrafınızda büyük bir sorunla mücadele etmekte olan birisini tanıyorsanız, kanıksayanlar ve kanıksamayanların nasıl belirli bir şekilde ayrıldığını dışarıdan gözleyebilirsiniz. Vah vah der çekilir kimileri, bazen samimi bazen sahte bir ilgi edasıyla ve o sorunu görmeyecekleri tozlu raflara kaldırırlar.

Speaker 3

35:18 Evet, kanıpsamak demişken Melike ben sana şunu sormak istiyorum. Sen de çok cesur bir iş kadınısın. Bir kere iş kadını olmanın içeriğinde cesaret olması gerekiyor. Bugünümüz dünya konjüktüründe. Eskiden, ben iş hayatına ilk başladığım zamanlarda... ...öyle derlerdi, yani bir iş adamları derneğinde... ...hani ben Saniye abinin, Hamdi abinin yanında böyle çömez bir çocuk orada... ...ve iki, üç tane kadın üye olurdu falan.

Speaker 3

35:52 Nasıl böyle iş adamları derneğinde olmak falan çok abartılı gelirdi. Ama biz çok iyi dönemdeydik. Şu anda iyi dönemde değilim. Yani kadının yeri gitgide daha eşitlik kazanacakken tam tersi daha geriye gidiyor. Ve geriye gittiği zaman cesur bir iş kadını olmak daha fazla engellerle karşılaşıyorsun yolculuğunda. Ve sen bu engellere rağmen hem Türkiye'de hem yurt dışında ...şirketini, derneğini...

Speaker 3

36:27 ...çok asil bir şekilde taşıyan bir iş kadınısın. Sen biraz buradaki cesaretten bize bahseder misin?

Speaker 5

36:33 Şimdi öncelikle ben... ...gerçekten... ...çok destek veren bir babam var benim. Biz çocukluğumuzdan beri hem anneme hem de kız kardeşime... ...kadın olmamızın da ötesinde her zaman siz yaparsınız... ...dedi ve hep önümüzü açtı. Ben... ...16 yaşındaydım, Amerika'ya gittim, bir sene orada yaşadım ve... ...çok korkuyordum. Hayır kızım... ...Büyükdeniz'e gitmen gerekiyor, orada yüzmeyi öğreneceksin demişti ve beni her zaman destekledi. Daha sonra eşim, gerçekten...

Speaker 5

37:05 ...bu çok önemli... ...beni... ...daha da ileriye götürüp, hani... Ben yapamam dediğim zaman hayır babam gibi yaparsın diyen bir eş seçtim. Babama benziyor. Evet yani aslında birlikte yol aldığınız insanlar sizi cesaretsizlendirebilir, cesur da yapabilir. O yüzden iyi seçmek gerekiyor.

Speaker 3

37:33 Ama senin içten gelen bir cesaretin de var, ben onu hissediyorum.

Speaker 5

37:37 Teşekkür ederim.

Speaker 3

37:38 Uluslararası toplantılarda vesaire seni izledim.

Speaker 5

37:41 Şöyle, çünkü ben aslında sadece kendimi değil, ben aynı zamanda Türk kadını da temsil ediyorum. Yani bir Atatürk kızıyım öncelikle ve çok cesur, tamamen sistemin devamlılığını sürdürmeyip çok büyük bir şekilde risk almış, Atamın kızıyım. sistem değiştirmiş ve bunu millete devretmiş. Kendi elinde de tutabilecekken bunu ilkeleriyle sistemin devamlı için tek adamlıktan kişi de tutmayıp sisteme de devretmiş.

Speaker 5

38:19 O yüzden ben bu cesaretimi aslında liderlik felsefesini ben atamdan alıyorum. Çünkü yeri geldiğinde Yetkin olana da yetkiyi devredebilmektir liderlik. Ve yetkin insanlar yetiştirebilmektir. Ben bütün ve bire hizmet eden liderlerin daha çoğu olmasını ve bunların daha da çok kadınlardan olmasını istiyorum. Ben bir rol model olmaya çalışıyorum. Ben kendimle yarışıyorum.

Speaker 5

38:50 Tek rakibim aslında her zaman eski versiyonum. Umarım bunu da başarabilirim.

Speaker 3

39:01 Çok teşekkürler. Umarım Türkiye'nin gelecek iş kadınlarına çok güzel bir örnek olacak bu söylediğin. En büyük rakibi her zaman insanın kendisi olmalı. Lütfenin de çok güzel vurguladığı gibi hep gelişime inanırsan zaten amacın o oluyor. Onun altını çiziyorsun. Çok çok güzel. Bir şey söylemiştin, Lütfü sen mi söyledin? Yani içten gelen bir lider cesaret ya da dışarıdan insanlara yansıtılan bir cesaret.

Speaker 3

39:31 Onunla ilgili aslında böyle hep kullanılan çok şey bir hikaye var, Kral Çıplak hikayesi. Yani dışarıdan insanların... ...sen şöylesin, sen böylesin ile kazandığınız cesaret... ...bir süre sonra patlayabilir. Yani en büyük... ...rakibiniz kendiniz olmazsa ya da o cesaretin kaynağı içeriden... ...yakıtı içeriden gelmiyorsa... ...bir süre sonra... ...kral da kendisinin çıplak olduğunu fark eder ve... ...bir balon gibi bütün o... ...cesur ve lider koltuğunda olduğunu zanneden o kişi patlar.

Speaker 3

40:04 Sen de söyledin ya, yani bu zaman gösteriyor aslında gerçek cesareti. Yani o anda insanların etrafında belli şeyler, kalabalıklar olabiliyor, şakşakçılar olabiliyor. Ama o kişiler kendine hizmet ediyorsa, bütüne değil de, bire değil de, kendine hizmet ediyorsa, senin ifade ettiğin gibi, onun ömrü çok uzun olmuyor ya da hatırlanmıyorlar. Dolayısıyla cesaretin yakıtının nereden? İçeriden mi, dışarıdan mı kaynaklı olduğu da önemli bir detay.

Speaker 3

40:38 O konu için de çok teşekkür ederim. Ben şimdi bir sonraki sorumuza size ilham olması amacıyla bir küçücük şey, kısım daha okumak istiyorum izninizle. Şöyle... Suyunu aktığı yönde gitmek diye bir makalemiz var 252. sayfada. Orada diyor ki, kahramanlık hallerinin dışa dönük tavırları ve sıfatları liderliğe ne kadar yakınsa, ermişlik hallerinin içe dönük sıfatları da en az o kadar yakındır liderlik koltuğuna.

Speaker 3

41:10 Bu ikisini harmanlayabilmenin ve dozlarını ayarlayabilmenin yolu için bir reçete yoktur. Bu reçete sizin zihninize ve kalbinize işbirliği yaptırarak ortaya çıkardığınız karardır. Gösteriş merakı, zihin ve kalbin işbirliği yapmasını, liderin içe dönük duruşunu, bazen durumlara teslim olabilme yetisini engelleyen bir dürtüdür. Lider gösterişten ne kadar uzaklaşırsa doğruya o kadar döner. Şimdi gösterişten uzaklaşan liderlerden bahsetmişken aklınıza gelen örnekler var mı ya da durumlar var mı?

Speaker 5

41:47 Şimdi, lider olmak aslında gerektiği yerde lid edebilmeyi gerektirir. İnsan kendi kişisel egoları ve çıkarları için lider olmayı seçmemeli. Gerçekten orada bir ihtiyaç varsa, sorun varsa ve yön gösterilmesi gereken insanlar varsa o zaman lid etmeli. Ve ben bu noktada zaten gerçek liderliğin, hakiki liderliğin olduğunu düşünüyorum. Lütfi Başkanım, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Speaker 4

42:20 Çok net, keskin bir görüşüm var bu konuda. Liderlik dediğimiz zaman... ...çoklu ortamlardan bahsediyoruz. Gerçekten de... ...ben lider olacağım diyenlerin lider olamadığını hayatım boyunca gördüm. Birinin ben... ...hiç yansı yok.

Speaker 3

42:41 Sessiz güç.

Speaker 4

42:43 Evet. Çünkü... ya bir... çoklu ortamdan... birden çok insandan bahsediyorsunuz. Beni böyle... ağlatamadılar ama bir keresinde gözüm doldu. Ben başkan seçildiğim zaman TÜGAD'da... işi ve çalıştırdığı insan sayısı... en küçük olan bendim. Yönetim kurulumda.

Speaker 4

43:15 Yani... Türkiye Genç Adamları Derneği... yönetim kurulu... yönetim kurulu beni başkan olarak seçti. Ama işçiyi ve çalıştırdığı insan sayısıyla en küçük olan bendim. Bir kişi itiraz etti. O zaman ki dedi, işte sen dedi, bizim dedi, işlerimiz daha büyük falan filan. Dedim ben, ben... tercih etmedim, siz seçtiniz dedim. Ben dedim, burada böyle duruyorum. Sen geldin. Sen bu işi yapabilirsin. Biz seni seçtik, ben de... yapar mısınız diye sordunuz. Ben de yaparım dedim.

Speaker 4

43:46 Tabii ki o işe ben... hani belli şeylerle... hani o cesareti gösterdim, o doranımın kendimde olduğunu hissettim. Onu faydaya dönüştürebileceğimi inandım ama... yani neticede... ben lider olacağım, böyle bir model yok. Bunu... bu bir anlamı yok yani. Şimdi... Atatürk, ben sizin hepinizin lideri olacağım bundan sonra bana tabiisiniz mi? dedi. Yok, adam ön cepheye gitti, arkasına baktı. Yüz binler onunla beraber cephede.

Speaker 4

44:19 Anlatabildim mi? Yani... Böyle liderlik de ben onu asla kabul edemem. Liderlik o... kendi dinamikleri içerisinde, o... çoklu ortamda, insanları kastederek çoklu ortamı kullanıyor. Orada birisi diğerlerinin desteğiyle... bir yerlerinin... ona duyduğu sevgiyle, saygıyla, becerilerinin olan inancıyla... o lider olarak aradan çıkar zaten. Ama tabii ki... o ateşten gömleği giymeye de... hem hazırlıklı olmak lazım donanım açısından, psikolojik olarak.

Speaker 4

44:54 Hani onun da layığını yapıp, gereğini yerine getirmek, layık olan şekilde... onu ortaya koymak da o da bambaşka bir baskı unsuru. O yüzden hani liderlik... çoklu ortamın... ancak o çoklu ses dediğin... karar verebileceği veya ürettiği bir netice. Hani o... bence böyle yani... işte ben lider olacağım deyip de...

Speaker 4

45:24 Olmuyor. Öyle bir şey yok.

Speaker 3

45:27 Aslında biraz önce okuduğum kısımda bir dengeden bahsediyor. Yani bir gün çok işte Don Kişot gibi algılanacağınız kadar belki şuursuzca cesaretli görünmeniz gereken bir ortama girebilirsiniz. Ama bu da cesarettir mesela.

Speaker 5

45:42 Değil.

Speaker 3

45:43 Ama hani bazen öyle görünmek isteyebilirsiniz. Bir ortam olabilir. Bazen en sessiz güç olarak bir yerde kalabilirsiniz. Yani bir de kendi içimizde de kendimizle yarışırken belli dengeler var. Yani o dengeleri... Mesela bir örnek göstermek istiyorum. Kitapta da kullandığım ama başka bir sebeple gösterdiğim bir örnekti. Yıllar önce Kicking Horse diye bir nehir var Kanada'da. O nehir Grand Canyon'un 9 katı hızla akan bir nehir.

Speaker 3

46:16 O kadar gür değil, dolayısıyla sivri kayalıklar daha belirgin olan ve rafting yapılan bir nehir. Dünyanın en tehlikeli rafting bölgelerinden bir tanesi. Grand Canyon'un büyüklüğü vs. onu daha tehlikeli hale getiriyor ama burası hızı sebebiyle ve hızı sırasında da etraftaki o sivri taşlar vs. kayalıklar müthiş tehlikeli hale getiriyor. Herkese aynı şeyi söylüyorlar.

Speaker 3

46:47 Diyorlar ki, eğer olur da, çünkü çok hızlı akan bir nehir, hiç bu raft dönmez. O da şey, uçak gibi diyorlar. Biz size bunları, uçak nasıl düşmüyorsa, her bindiğiniz uçak, hepsini anlatmak zorundayız diye anlatıyorlar. Halbuki kaç kere o raft dönmüş dersin. Çünkü çok hızlı bir nehir. Sonradan öğreniyoruz. Bu raft dönmez. Ama olur da dönerse, sakın kıyıya gitmeye çalışmayın. Çünkü o hız sizi oraya ulaştırmayacaktır ve kayalara suyun aktığı yönde giderseniz, o zaman suyun daha çok olduğu yerde olursunuz, kayalardan kurtulabilirsiniz.

Speaker 3

47:26 Çok mantıklı. Şimdi bu mantığı duyuyorsunuz. Bir de orada fiziksel koşullar var, bir de sizin gücünüz kuvvetiniz var. Biz o raft üzerindeki dokuz kişi Raft ters döndü. Ve sekiz kişi söyleneni yaptı. Çok iyi öğrenciler. Şeyiz yani böyle... İnek Şabanlı'nın sınıfı. Talimatları çok iyi alıyoruz. Bir kişi kıyıya çıktı. En hızlı kıyıya çıkan oydu. Biz o suyla akan insanlardan bir tanesi raf ters döndüğünde ceketi oraya takılmış can yeleği.

Speaker 3

47:59 Ve çok böyle boğuluyor gibiydi. Biz bir yandan o kişinin işte rafta tutunanları oldu çünkü. Rafta tutunanlar onu oradan kurtarmaya çalışıyoruz. Kendimiz ölüm tehlikesiyle. Yani şimdi bu hikayeyi anlatıyorum çünkü o kıyıya çıkan kişi yüzünden. Büyük bir cesaret ama o anda ne duyduğunu tamamen unutuyor, koşulları unutmaktan da değil. Oraya yapabileceğini görüyor. Yani her şeye rağmen.

Speaker 3

48:30 Herkese rağmen. Bütün teknik, dataya rağmen. Başka bir şey yapıyor. Bence büyük bir cesaret örneği. Ama senin dediğin gibi işte orada... Senin direktif aldığın yer ve rekabet ettiğin yer kendin tamamense. Sadece kendi analizlerinden direktif alıyorsan bunu yapabiliyorsun gibi bir hikaye. O denge noktası açısından.

Speaker 5

48:58 Lider bence kendi iç sesini de dinlediği zaman aslında... Ona güvenen insanları da dediğim gibi kendini düşünürse eğer zaten unutulan bir lider oluyor. Ama eğer bütünü düşünüp liderlik ettiği topluluğun faydasını düşünürse zaten kalpleri kazanıyor. Burada egodan çıkması gerekiyor ve bence liderin cesareti şuradan da geliyor. Lider gerektiğinde de yetkiyi verebilmeli, devredebilmeli.

Speaker 5

49:31 Yani gücü elinde tutmamalı. Çünkü bir sorumluluk liderlik aynı zamanda. Sorumluluğu da devredebilmeli. Ve topluluğun devamı aslında buradan sağlanıyor.

Speaker 3

49:41 O da bir cesaret. Çünkü sahip olduklarından vazgeçmesi gerekiyor. Oradaki güçten vazgeçmesi gerekiyor başka birisine devrettiğinde. Güçten vazgeçebilmek de büyük bir cesaret. O da güzel bir noktaya temas ettin. Biraz da böyle cesaretten kenara koyup, biz bu söyleşileri biliyorsunuz TÜGİAT'ın farklı nesilleri arasında köprüler kurmak için gerçekleştiriyoruz. Bir yanımda 12. dönem yönetim kurulu başkanı, bir yanımda 19.

Speaker 3

50:13 dönem yönetim kurulu üyesi. Sizin yalnız istisna olarak daha önceki konuklarımız içerisinde bu koltuklarda ilk kez tanışanlar oldu. Ve çok çok büyük bir kazanımdı. Hala görüşüyorlar. Çünkü bu dernek bir insanları bağlayan bir dernek ve farklı nesilleri aslında birbirlerine farklı yönden katkılar sağlayacaklar o birleşmeler olursa ve bu Söyleşir serisi bunu gerçekleştirdiği için ben çok mutluyum. Ama siz çok büyük bir istisnasınız ve bundan sonraki konuklarımda da istisna olarak kalacaksınız.

Speaker 3

50:45 Çünkü siz buraya gelmeden önce birlikte çalışıyordunuz. Bu derneğin Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Melike Ve Lütfü bu yoğun programına rağmen çok uzun zamandır Uluslararası İlişkiler Komisyonu'nun toplantılarına katılıyor. Çok güzel bir mentörlük etkisi olduğundan eminim o birikimleriyle. Onlar böyle bir söyleşi formatımız olmadan, buna ihtiyaç olmadan bunu başarabilmiş özel iki kişi. Biraz bu köprüler kurmanın...

Speaker 3

51:16 ...öneminle ilgili siz ne düşündüğünüzü, sen niye o... ...kıymetli zamanını ayırıyorsun? Bu köprüleri kurmak neden önemli? Biraz fikirlerinizi alabilir miyim?

Speaker 4

51:25 Burada biraz... ...yaş faktörüne de değinmek zorundayım. İnsanların gerçekten bir... ...alma dönemi oluyor. Bir de... ...sahip olduklarını, aldıklarını... ...vermek istediği bir dönem oluyor. İkisel olarak ben bu döneme... çok uzun zamandır geldiğimi düşünüyorum. Bir de... şu fırsat denen şey hiçbir zaman tükenmiyor ama...

Speaker 4

51:55 o fırsatı yaratacak ortamları da... ben çok kıymetli buluyorum. Burası da onlardan bir tanesi. Anlatabildim mi? Yani... şimdi... bu tür... Melike Başkan'ı ben çok seviyorum. Hakikaten... ...çok seviyorum. Eşimle... Efendim?

Speaker 3

52:14 Ben de.

Speaker 4

52:15 Eşiyle de tanıştım, yemekte yedik beraber. Sizleri de çok sevdim. Şimdi... ...benim sevgimin temelinde bir örnekle açıklama ihtiyacı hissettim. Sizin buraya sahip çıkışınız var. Mesela ben buraya zaman zaman işte... ...organizasyonlara geliyorum. Vallahi çok net söyleyeyim. Şu arkadaşı... hani kimse bakmasa bir görünce iki tane çaksam da yere sersem, bir daha da buraya ayağına... işte... atmasa falan dediğim insan tipleri de var.

Speaker 4

52:46 Bu sivri topluluklarından... hiçbir zaman eksik olmuyor.

Speaker 3

52:48 Mecbur, her toplulukta.

Speaker 4

52:50 Her yerde var. Çünkü arkadaşlar prestij kovalıyor, kart vizit kovalıyor falan filan. Ama... bu tür değerlere, bakın bu kolektif bir değer. Bu tek kişinin marifeti falan değil yani. Biz burada sadece... üzerimize görev düştü, onu yaptık. Şuranın... Bakın burası... Türkiye'nin en zor zamanlarında... biz... gittik... dünyanın terörist ihran ettiği adamla, Ahmet İnecat, İran Cumhurbaşkanı o zaman...

Speaker 4

53:21 Ben gittim, şahsen görüştüm. Türkiye'nin çok zor zamanlarından biriydi. Komşu ülkelerle ticaret ettiği bir program... icat ettik. Dört senede ne oldu biliyor musunuz? Çalışmayan Opa Limanı tıkır tıkır çalışmaya başladı. Enerji hariç ticaret... ...300 milyondan 800 milyon dolara gitti. Ticaret hacmi. Samimi söylüyorum hepsini TÜGİAD yaptı. Şimdi böyle bir... ...farkında olunmayan bir becerisi ve gücü olan bir dernek...

Speaker 4

53:53 Bir kere... ...kardeşim ne konuşuyoruz? 40 yıllık dernek, bitmiştir mevzu. Tamam mı? Gerisini açıklamaya bile gerek yok. Tamam mı? Ahmet İnecat'a da gidersiniz. Sen gidebilir misin tek başına Ahmet İnecat'a? Ben kimim ki Ahmet İnecat'la görüşüyorum? Niye o zaman... her ne kadar ben... o taraflı hiç alakam olmamışsa da... Abdullah Gül bizi çok kıymetli ve değerli bulurdu. Sürekli de köşke davet ederdi. Benimle hiçbir alakası yok. Bu Tükiyat'la alakalı bir durum. Ayrıca Tükiyat...

Speaker 4

54:23 Türkiye'ye geldi. O uluslararası en büyük terörist falan filan. Adam bir de... toplu geldi, bir dakika dedi. Bizde programımız vardı. Tükiyat ziyaretinde bulunmak, iade ziyaretinde bulunmak zorundayız dedi. Tabii güvenlik sebebiyle o zamanki Odakule'deki ofisimize çıkamadık ama... Sanayi Odası'nın orada, daha sonra da İnter Kontinental'de... adam, iadeyi ziyaret ettim. Kardeşlerim benim falan dedi. Bizi gösterdi, biz tüyatlar olduk. Ama ne oldu? 500 milyon dolar koyduk ülkeye.

Speaker 4

54:54 Şimdi... buralara ve... ben buralara sahip çıkarım. Ben... kavga da ederim, onu da yaparım, bunu da yaparım. Buralara sahip çıkan insana daha çok sahip çıkarım. Çünkü... Ben görüyorum ki bu 500 milyon dolar, o servet kazan... Samsun'a gemiyle mal indirdiler ya. Ben... 50 tır, 60 tır yükleme yapıldığını biliyorum, üyelerimiz tarafından. Bunlar şaka değil arkadaşlar. 4 senede 500 milyon dolar. Türkiye'ye giren para bu. Bunu da TÜGİAD yaptı.

Speaker 4

55:24 Abdullah Gül bize bir şey verdi. Gidin dedim, Ahmet Necdet'e verin dedi. Biz bununla da eğitimledik. Dedin ki ben daha iyisini yaparım, o zaman İngiltere'de... bağlarım hala çok kuvvetli, anayişim orada. Ben gittim, İngiltere'den biz... uçak kaldırdık, İngiliz milletvekillerini İran'a indirdik. Bunların... sözleşmelere şahit olarak, tüyat olarak... imza koyduk. Yatırımları finanse ettik. Bana hediye vermek istedi İngilizler, asla kabul etmem dedim.

Speaker 4

55:58 Sir Julian Holmes Smith diye bir adam çıktı. Vodafone'un kurucu başkanıymış. Adamla ben İran'a gittim geldim, ne iş yaptığını soramadım telaşla. Adam dedi ki, ben Vodafone'u kuran adamlardan bir tanesiyim. Bizim de yeni bir teknolojimiz var, hiç olmazsa dedi... ...aleni olarak dedi... ...herkesin önünde... ...bir telefon hediye etmek istiyorum size dedi. Black... ...daha Apple maple yok. Ekranlı telefon. Dünyadaki ekranlı telefonlardan bir tanesi bana hediye geldi, biliyor musunuz?

Speaker 3

56:29 Blackberry mi?

Speaker 4

56:30 Evet, ekranlı Blackberry geldi. Onu da TÜKİAD'da yönetimin izniyle ben kullandım yani. Ama mesela bunları bireysel olarak yapamayız. Bunlar değerler. Ülke için değer, hepimiz için değer. Yani hiçbirimiz ağaçlığa yetişmedik. Onun için ben... ülkenin değerlerine... ülkenin faydasına olan... kurumlara... firmalara, bakın firma da öyle sivil toplumdan... o sadece para üreten bir şey değil. Orası ekmek üretiyor, prestij üretiyor, insanlara iş imkanı ve...

Speaker 4

57:04 her şeyin önemlisi... fırsat üretiyor. Oradaki çalışanlar için de fırsat üretiyor. Biz mesela yeni teknolojiyi... şu anda bugün iki kişi işe aldık. 14 tane... iş öğrettiğimiz adam bizi bıraktı gitti. Hiç de kızmıyorum. Şimdi onlar öğrendiklerini zannedip bizim teknolojimizi... kendi menfaatleri kullanıp... piyasaya adam yetiştirdik gözüyle bakıyorum. Mesela ben isterdim ki onlar şirkete sahip çıksın, biz üçüncüsünü, beşincisini, yedincisini kuralım. Ama o vizyonda değiller, zamanın içerisinde gelecekler.

Speaker 4

57:36 Ama sivil toplum örgütleri başka. Burası para üretmiyor, burada insan yetiştiriyor. Furkancığım sen buraya geldiğin... üye olduğun zamanla bugünkü Furkan aynı insan mı? Dağlar kadar fark var. Ben senin yürüyüşünden kendimce anlıyorum. Yani... öyle karakter tarihini yapmak adlime değil ama... bunu herkese görüyorum. O yüzden... ülkenin değerlerine... sahip çıkanı ben de sahip çıkarım. Bu da... haklı. Bu konuda da çok cesur da olabiliyoruz. Niye olabiliyoruz?

Speaker 4

58:06 Haklı sebeplerimiz var. Kuruma sahip çıkıyoruz, insana sahip çıkıyoruz. Cesaret nereden geliyor? Bunlardan geliyor. Hani öyle... kaba kuvvete... Yüksek sese, bağırmaya, çağırmaya dayalı olmayan cesaret, kıymetli cesaret. Ama onu da gösterebilmek için de... ...bunlara da sahip olmak lazım.

Speaker 3

58:22 Aslında çok güzel bir şeye değindim. Çünkü bizim TÜGİYAT'a da baktığımızda, işte 19 yönetim dönemi olmuş. Bunu da... ...tekrar eden başkanlar da oldu. Ve bu süreç boyunca aslında her dönemde homojen değil. Bazı dönemler daha başarılı, bazı dönemler değil. Bazı dönemler daha sansasyonel oldu. Bu farkı ne yarattı? Aslında işte o bütünün hayrına... birlik olup çalışılan dönemlerde... çok ses getirecek, bireysel fayda değil.

Speaker 3

58:54 Bütünsel fayda olunca zaten... bireysel fayda, onun otomatik sonucu.

Speaker 4

58:58 Bir başkan adayı bana demişti ki... Onursallar, böyle bir grup varmış." dedi. Dedim ki, sen bittin. Onursallar diye bir grup varmış, dedi. Bana soruyor. Dedim ki, boşu bırak. Dedim hani... Niye bırakayım dedi, ben şöyle yapacağım, böyle yapacağım falan filan. İki yıllık üye. Bak sen bir söylüyorsun, dedim. O onursallar dediğin var ya, hiçbir yerde göremezsin. Dedim bak... Eti bir kemiğinden sıyırırlar, haberin olmaz.

Speaker 4

59:28 Paramparça olursun. Sen dedim, git dedim. Önce ikimiz... Kimse yok ki. Sen dedin, bir problem çıkar.

Speaker 3

59:34 Derneğin yeraltı örgütü diyorsun.

Speaker 4

59:36 Kesinlikle. Ama... benim en sevdiğim şey ya, bir problem çıkıyor. İşte sizler buradasınız. Problem bir ortam yok da. Bir problem çıkıyor. Ben... ...çok kullandığım bir şey vardır. Arkadaşlar sık sık problem çıkartacağım. Aksi takdirde toplanamıyoruz. Ama o hakikaten... ...böyle... ...seçme hakkın yok, seçilme hakkın yok. Ne işim var diyorum. Bir dakika, oraları karıştırma. Burası tüyat falan bu işte.

Speaker 4

60:08 Yani bu, mesela ben bunu acayip seviyorum. Adamın tüyatla... ...yani kaydı var yok... Hani biraz arşiv karıştırmak lazım isim bulmak için ama. O adam buraya sahip çıkıyor ya. Bu duyguyu nasıl yaratırsın?

Speaker 3

60:24 Sahip çıkıyor. Bir şey olduğunda arkadan on tane telefon ediyor. Bir fırsatınız olunca tüm asil üyelere söylemek istiyorum. Bir onursalın bir cenaze merasimine bir gidin. Kenetlenmeyi bir görün. Bambaşka bir şey. İyi günde de düğününe gidin. Düğününe gidemiyorsunuz artık onursallarına. Başka bir şey.

Speaker 4

60:48 Yok, o işleri kapattı. Ama arkadaşlar, hakikaten... Düşündüğünüz zaman... Şimdi... samimi söylüyorum, ben bunun o kadar çok örneğini gördüm. Biraz ben... belalı işler bana çok kaldığı için belli dönemlerde. Hani... ben ilk başta kendimi yalnız hissettiğim anlar çok oldu ama... sonra bir baktım. Adamı diyorum, bir gel bak yemeğe götüreceğim seni. Yani onu ısmarlayacağım. Gel bir yüzünü görelim.

Speaker 4

61:18 İki dakika bir sohbet edelim falan. Denk getirip getiremediğimiz adamlar bir problem çıkıyor. Bir bakıyorum Ankara'dan kalkıyor geliyor. İzmir'den kalkıyor geliyor. Hele bizim bir Adana grubumuz vardı. Kardeşim dedim, siz gelmeyin.

Speaker 5

61:33 Güneşi ateş ediyorsunuz.

Speaker 4

61:35 Sinirleniyorsunuz, gelmeyin. Tamam mı? Siz gelmeyin, biz size haber veririz falan. E ama yani adam bakıyorsun çat diye olay çıkıyor. Beş saat sonra buradan Ankara'dan on kişi oluyor yani. Yani bu değer değil mi şimdi? Hani ben mesela bu duyguyu arkama alıp, vallahi büyük bir cesaretle olmadık şeylere girişebilirim mesela. Cesaret nereden geliyor konuşuyoruz ya.

Speaker 3

62:02 Bir de öbür tarafı var. Yani sen bu konuda özel bir insansın. Hakikaten halen daha genç üyeleri alma dönemi, verme dönemi dedin. Bunun bilinciyle yaklaşıyorsun. Derneğe bir bağlılığın var. Ama şimdi senin anlattığın gibi Asilya'yla bir onursal grubu varmış diyenler de var. Ama öbür taraftan Melike gibi. Gerçekten o bilgi akışını, o bütünün hayrına fayda sağlayabilecek insanları... ...dahil etmeye çalışan, kendi sorumlulukları kapsamında...

Speaker 3

62:33 ...beni de mesela Uluslararası İlişkiler Komisyonu'nda yıllarca... ...hani Kanada temsilcisi oldum, görev aldım, GES'lerde... ...bütün G20'lerde bulunmaya çalıştım falan. Hani bunu bildiği zaman hemen bizim bir toplantımıza gelir misin dedi. Şimdi bu... ...bambaşka bir şey. Bir de o tarafını o bilinci taşıyan birisi olmasa. Yani orada bir onursal grupmuş, asil grupmuş değil. Aslında biz bu zaman tünelinde hepimiz aynı hedefler üzerinde ortak bir paydada buluşmuş insanlarız hayatımızın bir kesitinde.

Speaker 3

63:07 Bizim hayatımızın o kesiti. Ama verme dönemindeyiz. Şimdi onu görüp bu düşünceyi sağlayabilen de çok kıymetli bir şey o köprüleri kurarken. O yüzden senden dinlemek istiyorum. Bu köprüleri kurmanın önemini sen biliyorsun.

Speaker 5

63:24 Şimdi ne düşünüyorsun? Tecrübe çok kıymetli bir şey. Bu okunan bir şey değil. Yani bilgi evet var ama sonuçta bir şeyi yaşamak ve onu yaşarken oradaki tecrübeyi edinmek bambaşka bir şey. Şimdi Lütfü Başkanım'dan da Deniz senden de TÜGİAD'la ilgili ben tecrübelerinizi dinlediğimde ben çok zenginleşiyorum. Ve bunlarla ilgili önümde bir sorun çıktığında ya da başka bir şey çıktığında, daha önce böyle yapılmış deyip aslında ben kendi içimde bunun muhakemesini yapıp kararımı ona göre alıyorum.

Speaker 5

64:00 Şimdi akil insan zaten dinler. Şimdi aslında liderlerin şu andaki sıkıntısı dinlememek. Etrafı dinlemiyorlar, toplum ne istiyor dinlemiyorlar. Ben dinlemeyi çok seviyorum. Çünkü dinlediğiniz zaman karşı taraf size bir şey vermeye çalışıyor ve siz orada alıcı görevindesiniz. Şimdi siz büyüklerim, tecrübeli ve TÜGİLAT'a gönül vermiş insanlardan ben tabii ki dinliyorum ama aynı zamanda benim komisyonumu da dinlesin istiyorum. Çünkü bilgi paylaştıkça değerli.

Speaker 5

64:32 Dediğimiz gibi aslında diktatörler bilgiyi ve gücü kendilerine saklarlar. Ama toplumun desteklediği ve toplumun kalbinde yer etmiş liderler bilgiyi paylaşırlar.

Speaker 3

64:44 Şahane. Gerçekten şu anda bu Söyleşiler serisi için tarihi bir an yaşıyoruz. Çünkü bu köprü kurmanın, bu bir köprü kurma mücadelesi olarak başlamış bir Söyleşi serisi. Ve bunu zaten çok iyi yapan iki kişi var. İki farklı dönemden, iki tarafında. O yüzden... Tekrar çok teşekkür ediyorum.

Speaker 5

65:03 Sen de vesile oldun. Ben Lütfü Başkanım'a da her zaman komisyonuma geldiği, beni onara ettiği, daha sonrasında yemeklere de kaldığı, çünkü evet biz toplantıları yapıyoruz ama daha sonrasında network yapmak için biz yemek yiyoruz hep beraber. Çünkü orada daha çok kişisel olarak dostluklar devam edebiliyor. TÜGİYAT benim ailem, ben TÜGİYAT ailem diyorum. Çünkü burada Gerçekten ben de büyüdüm. Ben sekiz senelik TÜGİAD'lıyım ve gurur duyuyorum TÜGİAD'da olmaktan. Ben G20'de Türkiye'yi temsil ediyorsam TÜGİAD sayesinde.

Speaker 5

65:36 Büyükelçiliklere gidebiliyorsam TÜGİAD sayesinde.

Speaker 4

65:40 Bireysel olarak yapamadığın o kadar çok şeyi burada yapabiliyorsun. Mesela Ahmet Necati, benim çok komik bulduğum bir şey. Adanlı'nın fotoğrafı. Adam dünyanın en büyük teröristleriyle ilan edildi. Biz cumhurbaşkanından mektup getirdi, yan yana fotoğraf veriyoruz. Bütün bakanlar kurulu da karşımızda oturuyor. Ahmet Necat ile ben yan yana. Şimdi bunu tabii yapar mısın dedi, yaparım dedim. Ya bu bireysel olarak yapamadıklarımızı böyle... kıymetli böyle... sivil toplumun kurumlar altında yapmak ne kadar keyifli bir şey.

Speaker 5

66:11 Lütfi Başkanım ben burada... Türkiye'nin her yerinden farklı aile... yapılarından gelmiş, farklı sektörlerden bir sürü arkadaşım oldu. Bu beni çok bakış açımı genişleten... ve büyük resme bakmamı sağlayan bir... lokomotif oldu açıkçası. Yani ben... Bunları okuyarak öğrenemezsiniz. Bunları izleyerek de öğrenemezsiniz. İnsan İlişkileri dediğiniz şey, sizin kişisel gelişimize katkı... G20 dediğiniz şey, bütün dünyadan insanlarla tanışıyorum. Onlar benim arkadaşlarım oldu. Buradaki dostlarım, beraber seyahat ediyoruz.

Speaker 5

66:43 Biz orada kenetleniyoruz. Türkiye'yi temsil ediyoruz. O yüzden ben TÜGİYAT'a çok şey borçluyum. Çok teşekkür ediyorum. Gerçekten iyi ki varsınız. TÜGİYAT ailem. Buraya gelen bütün dostlarıma da, TÜGİYAT severlere de çok teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.

Speaker 3

66:59 İyi ki varız hepimiz. O zaman son bir klasik sorumuz var. Öyle onunla da ilerleyip kapanışa geçebiliriz yavaş yavaş. Maalesef trafik biliyorum. Sonunu yakaladınız. Şöyle ki, her söyleşinden sonunda şunu soruyoruz. İşte liderlik felsefesi bir çorba olsa, siz de o çorbaya bir tuz atacak olsanız ama biliyorsunuz tuzun fazlası acıtabilir. Böyle kararında...

Speaker 3

67:30 liderlik felsefesi çorbasına melike tuzu atsanız o ne olurdu? Lütfü tuzu atsanız o ne olurdu?

Speaker 4

67:37 Vallahi... iki şey olurdu. Bir tanesi... insanlara mutlaka kendilerini geliştirebilecekleri, eğitebilecekleri bir ortam atardım... o çorbaya. Bir de... fırsat tanırdım. Yani bu ikisi olmadan... Şimdi... o fırsat tanıma meselesi var ya, bana da fırsat tanımadığı için ben... bir şey aralardan sıyrılma imkanı duydum.

Speaker 3

68:07 Onun kıymetini biliyorsun.

Speaker 4

68:09 Vallahi böyle bakıyorsunuz, bakıyorsunuz, içiniz eriyor. Ama o fırsatı birinin size... tanıması gerekiyor, özellikle iş hayatında. Mesela bana o fırsatı tanıdılar. Hiç tanımadığım, bilmediğim...

Speaker 3

68:24 Ama şöyle, her fırsat tanınan da ben de fırsat tanımalıyım demiyor. Şöyle bir şey de olabiliyor. Fırsatı alıyor, sonra ben yaptım her şeyi diyor. Yani oradaki egonun içeride ne kadar harlı olduğuna bağlı. Hani bana fırsat tanındı, ben de fırsat tanıyayım olmayabiliyor.

Speaker 4

68:43 Çok haklısın ama hani o real değil, anlamlı değil, yol gösterici değil. Ben... mesela... iş ortamında diyorum ki yani böyle... fabrikayı falan uçuracak bir durum, böyle patlama falan öyle şeylerle ilgili beni bilgilendirir. Gittim makineyi kırdım, laboratuvarı falanca işte elektronik kartı yaktım. Bunlar da bana gelmeyin diyorum. Niye? O kadar çok... Şimdi... Yaş ortalaması böyle bir grup var.

Speaker 4

69:13 29-30 değiller. Adamların yaptıkları işe bakıyorum. Biz şirketlerden transfer ettiğimiz adamların on katı iş yapıyorlar ama neden yapıyorlar? Nasıl oluyor da böyle? Siz fırsat verdiniz. Hakikaten benim de böyle cidden böyle hani ısrarla üzerinde durduğum bir donanım sahibi olmak için ortam yarat. Ondan sonra bir de fırsat ver. Boş ver, bize çalışmazsa çalışmasın. Hiç önemli değil.

Speaker 3

69:42 Fırsat vermek harika bir başlık. Tekrar altını çiziyorum.

Speaker 5

69:45 Lütfi Başkan'ın burada aslında yetkin liderler yetiştirip, sonra da o yetkiyi liderleyici olup o liderlere vermekten bahsetti ve bu tuzu kattı çorbaya. Ben de şimdi çok fazla liderim diye geçinen ama kendine hizmet eden, kendi egolarını güçlendirip aslında topluluğun faydasına değil de kendisine hizmet eden çok lider var. Ben de benim liderlik bakış açımda aslında eğer unutulmaz bir lider olmak istiyorsanız topluluğun en yüksek faydasına çalışmalı ve hizmet bilincinde, bir bilincinde olmalısınız.

Speaker 5

70:23 Bu da benim tuzum olsun.

Speaker 3

70:25 Harika. Çok çok teşekkür ediyorum. Biz söyleşimizin daha sonuna gelmişken maalesef bu trafik yüzünden geç katılanlar oldu. Çok kısaca böyle bugün konuştuklarımızı anavaşlıklarıyla hızlı hızlı toparlamak istiyorum. Cesaretten bahsederken cesaretin iyi bir rehber olduğunu fakat dengesinin çok önemli olduğunu konuştuk. Cesaretin bir şuursuz bir ortaya çıkma, kendini gösterme kaygısıyla değil...

Speaker 3

70:57 ...içeriden gelen analiz edinme, bilgi edinme ve kendini geliştirerek... ...o ortamdaki en doğru tabanda hareket edebilme yetisi olduğunu konuştuk. Cesaret kazanmak için bilgi edinmek, kendini geliştirmenin öneminden bahsettik. İçten gelen bir cesaretle dışarıdan insanların sizleri şakşakçıların, pohpohlayanların verdiği, onlardan kazandığınız bir cesaretin birinin gerçekliği, birinin gerçek olmayışından bahsettik.

Speaker 3

71:35 Paylaşmaktan bütünün hayrına davranacak cesaret gösterilerinden, tek adam olarak gösterilen cesaretlerin Büyük İskender gibi hazin sonuçları olacağını konuştuk. Bazen çok büyük, çok gösterişli hamleler değil, işte Don Kişot gibi yel değirmenlerine karşı savaşmak değil, sadece kanıksamamanın bile bir cesaret olduğunu konuştuk. Bunun gibi çok güzel birçok fikir paylaştı sevgili konuklarım.

Speaker 3

72:07 Büyük bir kısmını kaçıranlar kayıtlardan da takip edebilirler. Hepinize geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Çok kıymetli bir söyleşi oldu. Öncelikle de sizlere çok teşekkür ederim.

Speaker 5

72:18 Teşekkürler.

Speaker 1

72:23 Sorusu olan varsa eğer soru alabiliriz. Yoksa teşekkür ederiz. Lütfi başkanımıza bizim geleneksel bir hediyemiz var başkanım.

Speaker 4

72:34 Öyle mi?

Speaker 3

72:35 Siz kalkabilirsiniz.

Speaker 4

72:37 Benim miyim ya? Ooo süpersiniz ya. Vay kayıt gençleri. Çok teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Müthiş.

Speaker 4

73:12 Sizin disiplin kayıt tutuyormuş.

Speaker 3

73:19 Hoş geldiniz, evet. O özeti sizin için geçtim, özel.

Speaker 4

73:24 Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz.

Speaker 3

73:26 Ben şöyle kenara geçeyim.

Speaker 4

73:37 Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim davet için. Süper. Çok teşekkür ediyorum. Sağ olun. Valla... Teşekkür

Speaker 5

73:57 ederim.

Speaker 3

73:58 Sağ olun.

Speaker 4

74:11 Güzel.

Summary

TÜGİAD'ın düzenlediği liderlik felsefesi üzerine yapılan sohbetin yedinci oturumunda, cesaretin rehberliği konusu ele alındı. Konuklar Lütfü Küçük ve Melike Bocan Atçeken, cesaretin kaynağı, liderlikteki önemi ve cesaretin dengesizliğinin sonuçları üzerine derinlemesine tartışmalar gerçekleştirdi.

- Cesaretin iki türü vardır: Korku kaynaklı cesaret ve gerçek cesaret. Gerçek cesaret, bireyin içsel motivasyonundan gelir.
- Diktatörlerin cesareti genellikle korkudan beslenirken, sıradan bireylerin cesareti daha kalıcı ve anlamlıdır.
- Cesaretin dengesizliği, liderlikte sorunlara yol açabilir; her iyi özelliğin bir "gölgesi" vardır.
- Cesaretin kaynağı bilgi edinme ve kendini geliştirme ile doğrudan ilişkilidir.
- İçten gelen cesaret, dışsal onay ve destekten daha değerlidir; liderler, topluluğun faydasını gözetmelidir.
- Fırsat tanımak, liderliğin önemli bir parçasıdır; yetkin liderler, başkalarına fırsat vermelidir.
- Tecrübe paylaşımı, liderlikte kritik bir rol oynar; genç liderler için mentörlük önemlidir.
- Cesaret, sadece büyük ve gösterişli eylemlerle değil, aynı zamanda günlük hayatta karşılaşılan zorluklara karşı durmakla da gösterilir.
© transcribe · For agents Built with care and craft by Gokul Rajaram